Dün gece kızım uyudu dışarda yağmur vardı radyomda sezen eski resimleri çıkarttım çekmecemden biraz eskimişler kimilerinin kenarları kıvrılmış düzelttim tek tek hepsini inceledim dakikalarca tarihlerini düşündüm resimdeki yüzleri hepside çokkk sevdiğim eski arkadaşlarım kimi evlendi şimdi kimi okudu kimi anne kimi baba oldu bazı resimler güldürdü beni bazıları içimi sızlattı ne güzel günlerdi ne çok severdik ne çok değer verirdik birbirimize ne büyük anlam taşırdı birbirimizin hayatında oluşumuz kiminin hüznüne yoldaş olurduk kiminin sevincine.nekadar özledim sizi dedim kendi kendime kar yağardı sımsıkı girerdik birbirimizin koluna yürürdük kestane alırdık ellerimiz kıpkırmızı olurdu onu yicez diye iş çıkışı kahve falına giderdik hemen hangimizin morali bozuksa kahve telvelerinden ona koca bi mutluluk yaratırdık aaa bak hanene gün doğmuş iyi bi haber alıcaksın gülerdik ağlardık aşklarımız kocamandı ozaman sessiz film oynardık daha çok ümid ederdik kimimizin kızı kimimizin oğlu olurdu ama her hayalin sonunda mutlu olurduk kötü biten türk filimleri gibi olmıycaktı bizim hayatımız öylede oldu arada bir mutsuzluklarımız olsada hepimiz iyiyiz.ve hala en yakın arkadaşıyız birbirimizin geçmişe dönmek resimlerde eski bi dost sesinde inanılmaz huzur verici.sonra kalktım resimleri topladım büyük bi özen ve sevgiyle kaldırdım ayakkabı kutusuna nekadar özlemişim eskiyi o her hafta arkadaşında kalmak için bidünya yalanlar söyleyen kızı,yorulmamayı,sabaha kadar oturup sohbetler eden herşeye sebebsiz gülen kendimi.yağmurun altında yürürdük korkmazdık gecenin karasından sabahın güneşinden gecenin bi vakti kalkıp yemekler yapardık kendimize ha birde hangimiz erken uyuduysak onun yüzünü boyar saatlerce gülerdik insan ömrü gerçekten kısa çok kısa bi on sekiz olsam deyip geçirdiğimiz o muhteşem günler ne çabuk eski olmuş anı olmuş hatıra kalmış aklımızda.yaşam denilen şey insan hayatından kopan yapraklar gibi.ben güzel yaşadım keşkem hiç olmadı pişmanlığımda .hergünümü dolu yaşadım güldüm çok kahkahalarım oldu evet ağladımda ama ben yaşadım ben tercih ettim herşeyi evlenmeyi anne olmayı saygıyla gülümseyerek uğurladım gecen her yaşımı.biz küçükken ananem insan her gecen yılı arıyor derdi anlamazdık şimdi daha iyi anlıyorum ozamanlar 30 yaşını aşmış herkez bizi anlıyamazdı büyüktü onlara göre hayallerimiz sadece arkadaşa anlatılırdı.insan yaşlandıkça dahada yaklaşıyor büyüklerine hayat devam ediyor deli dolu olamasamda eskisi gibi ben yine istediğim gibi yaşıyorum belki yağmur yağarken çıkıp yürüyemiyorum ama camdan izliyorum içime huzur doluyor hatta karın altında kestane yemeyelide uzun zaman oldu yapıcam ama söz veriyorum kendime ilk kar yağdığı gün çıkıp yürüycem kestane alıcam kendime koca bi kase kağıdıyla ......kar lütfen çabuk yağ.
7 Aralık 2011 Çarşamba
günaydınn :))))))
Yaşamak güzel şey doğrusu
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu.
Günaydın doğan güne,
Günaydın mutluluğa,
Günaydın gülen yüze,
Günaydın iyiliklere,
Günaydın güzel insan,
Günaydın açan güle,
Günaydın uçan kuşa,
Günaydın güzelliğe..
Mutlu olun, sağlıklı olun, sevgiyle kalın..
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu.
Günaydın doğan güne,
Günaydın mutluluğa,
Günaydın gülen yüze,
Günaydın iyiliklere,
Günaydın güzel insan,
Günaydın açan güle,
Günaydın uçan kuşa,
Günaydın güzelliğe..
Mutlu olun, sağlıklı olun, sevgiyle kalın..
10 Kasım 2011 Perşembe
GÜLÜMSE!
GÜLÜMSE!
Hadi bırak heybendeki bütün o yorgun yıllarını, hayal kırıklıklarını, başkalarını mutlu edebilmek adına yaptığın ama zerre kadar mutluluk duymadığın bütün o rutin koşturmalarını bir kenara.Yepyeni bir pencereden bak bu sabah hayata. Çocuk masumiyetiyle, bayram sevinciyle karşıla yeni doğan günü.
Gülümse!
Hayata, geçmişe, yarınlara, umutlarına gülümse!Hatalarından dersler çıkartmayı öğren. Unutma! Hayatta hata diye bir şey yoktur aslında. Bizim hata sandığımız bütün o yanılgılara büyükler tecrübe diyorlar.Koyup önüne eksik yanlarını aynada kendine bakar gibi bak. Neydi hayallerin ve ne kadarını hayata geçirebildin?Bir elbiseyi çıkarır gibi çıkarıp koy bir kenara üstündeki başkalarına adanmışlıklarını. Sadece kendin ol bu sabah. Bu anı bir daha asla yaşayamayacaksın, farkına var. Gönlünden ne geçiyorsa kalkıp onu yap. Kimsenin ne düşündüğünü umursamadan sadece sen istiyorsun diye olması gereken, yapılması gereken ve ertelenen ne varsa onu yap.
Gülümse!
Ama önce kendine…Önce kendine değer ver ki anlamlı kılınsın her bir saniyen. Aldığın her nefesin amacına ulaşabilsin. İçindeki potansiyelin ve seni sen yapan bütün o küçük ayrıntıların farkına var ve tadını çıkar. Hem sonra mutluluk zaten küçük ayrıntılarda gizli değil midir?
Unutma, kimse senin kadar güzel gülümseyemeyecek bu sabah yeni doğan güne. Kimse anlayamaz ki seni senin kadar. Ve kimse de sevemez senden başka böyle çıkarsız, saf, duru güzellikte seni.Hayatı, dahası kendini erteleme bu sabah. Sadece gülümse, gerisi nasılsa gelir. Sımsıkı sarıl içindeki çocuğa.
Bak Gazali ne güzel anlatmış:- “Kendine değer ver ve gönlünü olgunlaştır. Çünkü sen bedeninle değil, ruhunla insansın.”
sevgiyle :)))))
Hadi bırak heybendeki bütün o yorgun yıllarını, hayal kırıklıklarını, başkalarını mutlu edebilmek adına yaptığın ama zerre kadar mutluluk duymadığın bütün o rutin koşturmalarını bir kenara.Yepyeni bir pencereden bak bu sabah hayata. Çocuk masumiyetiyle, bayram sevinciyle karşıla yeni doğan günü.
Gülümse!
Hayata, geçmişe, yarınlara, umutlarına gülümse!Hatalarından dersler çıkartmayı öğren. Unutma! Hayatta hata diye bir şey yoktur aslında. Bizim hata sandığımız bütün o yanılgılara büyükler tecrübe diyorlar.Koyup önüne eksik yanlarını aynada kendine bakar gibi bak. Neydi hayallerin ve ne kadarını hayata geçirebildin?Bir elbiseyi çıkarır gibi çıkarıp koy bir kenara üstündeki başkalarına adanmışlıklarını. Sadece kendin ol bu sabah. Bu anı bir daha asla yaşayamayacaksın, farkına var. Gönlünden ne geçiyorsa kalkıp onu yap. Kimsenin ne düşündüğünü umursamadan sadece sen istiyorsun diye olması gereken, yapılması gereken ve ertelenen ne varsa onu yap.
Gülümse!
Ama önce kendine…Önce kendine değer ver ki anlamlı kılınsın her bir saniyen. Aldığın her nefesin amacına ulaşabilsin. İçindeki potansiyelin ve seni sen yapan bütün o küçük ayrıntıların farkına var ve tadını çıkar. Hem sonra mutluluk zaten küçük ayrıntılarda gizli değil midir?
Unutma, kimse senin kadar güzel gülümseyemeyecek bu sabah yeni doğan güne. Kimse anlayamaz ki seni senin kadar. Ve kimse de sevemez senden başka böyle çıkarsız, saf, duru güzellikte seni.Hayatı, dahası kendini erteleme bu sabah. Sadece gülümse, gerisi nasılsa gelir. Sımsıkı sarıl içindeki çocuğa.
Bak Gazali ne güzel anlatmış:- “Kendine değer ver ve gönlünü olgunlaştır. Çünkü sen bedeninle değil, ruhunla insansın.”
sevgiyle :)))))
31 Ekim 2011 Pazartesi
kış..........
Mevsimlerin en merhametlisidir kış.
Evin mevsimi, sarılmanın, sarınmanın, sarmalanmanın.
Uzun çayların, derinlemesine yemeklerin, etraflıca içmelerin mevsimi…Karşılaşmaların değil buluşmaların…
Sıcak olan her şeye doğru neşeyle yönelmenin, böylece beraber ılımanın…
'ece temelkuran'
Sabah soğuktan koşturarak büronun kapısını açtım içerden gelen sıcak yüzümü ısıttı hemen çayımı koydum ocağa montuma sarılıp birazdaha ısınıyım derken bilgisayarımın ekranında çok sevdiğim bi dostumdan gelen yukardaki yazıyı gördüm içim ısındı .nekadar güzel satırlar .kış mevsimini seviyorum çokk.soğuktan buruşmuş ellerini ovuşturarak ısınma telaşı, dumanı tüten sıcacık çayı yudumlarken ruhuna dost ruhuna yoldaş bi dost sohbeti çayına katık olan .eşi benzeri yoktur kış aylarının sıcacık sohbetlerinin.Hatta radyonda sezen aksu eşlik edecek bu ısınma telaşına ve öyle bir an gelecekki susmayacak şu diline yandığın sözler.Konuşacaksın avazın çıktığı kadar ve dönüp dolaşıp yine konuştuklarının yanında bulacaksın kendini.Yinede anlatmanın rahatlığıyla sil baştan diyeceksin belki kendine. yetmezmidir insanın kendi kendini terk etmemesi.
sevgiyle :)))))))))
Evin mevsimi, sarılmanın, sarınmanın, sarmalanmanın.
Uzun çayların, derinlemesine yemeklerin, etraflıca içmelerin mevsimi…Karşılaşmaların değil buluşmaların…
Sıcak olan her şeye doğru neşeyle yönelmenin, böylece beraber ılımanın…
'ece temelkuran'
Sabah soğuktan koşturarak büronun kapısını açtım içerden gelen sıcak yüzümü ısıttı hemen çayımı koydum ocağa montuma sarılıp birazdaha ısınıyım derken bilgisayarımın ekranında çok sevdiğim bi dostumdan gelen yukardaki yazıyı gördüm içim ısındı .nekadar güzel satırlar .kış mevsimini seviyorum çokk.soğuktan buruşmuş ellerini ovuşturarak ısınma telaşı, dumanı tüten sıcacık çayı yudumlarken ruhuna dost ruhuna yoldaş bi dost sohbeti çayına katık olan .eşi benzeri yoktur kış aylarının sıcacık sohbetlerinin.Hatta radyonda sezen aksu eşlik edecek bu ısınma telaşına ve öyle bir an gelecekki susmayacak şu diline yandığın sözler.Konuşacaksın avazın çıktığı kadar ve dönüp dolaşıp yine konuştuklarının yanında bulacaksın kendini.Yinede anlatmanın rahatlığıyla sil baştan diyeceksin belki kendine. yetmezmidir insanın kendi kendini terk etmemesi.
sevgiyle :)))))))))
17 Ekim 2011 Pazartesi
EY HAYAT!.............
Sevdiği İnsanlarla vakit geçirmenin değeri çok büyük insan hayatında.Dün ailecek toplandığımız yağmurlu soğuk havalardan biriydi.Yemek yendi sohbet edildi.Erkekler tavlanın başına ,çoçuklar uykuya.Bizde mutfakta elimizde çay dizi seyretmeye dalmıştık ki teyzem geldi koşarak.Hadi bara gidiyoruz diye.Kızım ve eşim evdeyken dışarı çıkmayalı okadar uzun zaman olmuştuki .Hemen hazırlandık.Dışarıda yağmur yağıyordu,çok soğuktu.Ama ne yağmur ne soğuk değiştiremedi fikrimizi.Girdik kolkola montlarımıza sarılarak sımsıkı yürümeye başladık.Özgürlük dedim içimden defalarca ne kadar hasret kalmışım sana. Gittiğimiz yer harikaydı.Şarkılar söyledik avazımız çıktığı kadar.çokk keyifli bi akşamdı.Elinde gitarı rakısını yudumlarken 'ayrılık 'diyordu.'ahhh ayrılık her bir dertten ala yaman ayrılık'Gözlerim doldu içim buz kesti.Ayrılıkları hiç sevmeyen ve beceremeyen ben ;bir gün dedim kendi kendime sevdiklerimden ayrı düşersem,ya da onlar benden gitmek isterse ?dayanamam,ben yapamam.Ben kalabalığı seviyorum çünkü
Hava soğuksa toplanıp bi kaç kişi sessiz film oynamayı mesela .ya da içilen kahvenin eşliğinde yapılan dost sohbetleri.İçimden 'allahım eksik etme başımdan kalabalığımı'diye dua ederken.Cama yağmur damlaları vuruyordu.benim içime şarkının sözleri.ve gitar çalan sanatçı belliki yetmiyordu içtiği rakı bile içini ısıtmaya,belli ki ayrılmıştı.Herkezin bir defada olsa tattığı ayrılığı .Ey hayattt;hepmi yapılacak işleri,zorlukları göstereceksin bana?işte bu taraf senin güzel yüzün.Nevar arada birde olsa bu güzel yüzünle gözüksen bana?Sıklıkla olmasada arada bir kızımın oyunları,evimin işleri,işyerindeki evraklar olmasa tek düşüncem hatta hiç düşünmesem yarın ki yemeği bekleyen ütüyü,işlenecek evrakları.Arada birde olsa yağmurda yürüsem dün akşam ki gibi.Avazım çıktığı kadar eşlik etsem sahnede söylenen en sevdiğim şarkıya .Vee bağırsammm eyyyyy hayattttttttttt;Ben yaşıyorum temizlik,ütü,iş,ve tüm sorumluluklarımın arasına sıkışıp kalsamda bazen ben yaşıyorum işte önemli olanda bu desem ve hala solmamış içim ve hala heycanlanıyorum tek başıma yürüdüğüm ıslak sokaklarda.seviyorum çünkü seni hayat .nolur bırakma beni hiç.soğukta dumanı tüten bi çayım olsun hep.yorulduğumda kolum kanadım eşim olsun,huzursuzluğumda kızım olsun ve hala içimde baharlar açmasına şükredeyim hep.gün gelirde bırakırsam seni sen tut ellerimden eyyyyyyy hayatttttttt...........
Hava soğuksa toplanıp bi kaç kişi sessiz film oynamayı mesela .ya da içilen kahvenin eşliğinde yapılan dost sohbetleri.İçimden 'allahım eksik etme başımdan kalabalığımı'diye dua ederken.Cama yağmur damlaları vuruyordu.benim içime şarkının sözleri.ve gitar çalan sanatçı belliki yetmiyordu içtiği rakı bile içini ısıtmaya,belli ki ayrılmıştı.Herkezin bir defada olsa tattığı ayrılığı .Ey hayattt;hepmi yapılacak işleri,zorlukları göstereceksin bana?işte bu taraf senin güzel yüzün.Nevar arada birde olsa bu güzel yüzünle gözüksen bana?Sıklıkla olmasada arada bir kızımın oyunları,evimin işleri,işyerindeki evraklar olmasa tek düşüncem hatta hiç düşünmesem yarın ki yemeği bekleyen ütüyü,işlenecek evrakları.Arada birde olsa yağmurda yürüsem dün akşam ki gibi.Avazım çıktığı kadar eşlik etsem sahnede söylenen en sevdiğim şarkıya .Vee bağırsammm eyyyyy hayattttttttttt;Ben yaşıyorum temizlik,ütü,iş,ve tüm sorumluluklarımın arasına sıkışıp kalsamda bazen ben yaşıyorum işte önemli olanda bu desem ve hala solmamış içim ve hala heycanlanıyorum tek başıma yürüdüğüm ıslak sokaklarda.seviyorum çünkü seni hayat .nolur bırakma beni hiç.soğukta dumanı tüten bi çayım olsun hep.yorulduğumda kolum kanadım eşim olsun,huzursuzluğumda kızım olsun ve hala içimde baharlar açmasına şükredeyim hep.gün gelirde bırakırsam seni sen tut ellerimden eyyyyyyy hayatttttttt...........
İYİ Kİ DOĞDUN VAROLMA SEBEBİM
Anneciğimin doğum günüydü geçen akşam,bu sefer bizim evde kutladık.Eşim,annem kızım ve ben ,küçük bi pastaydı varolan,hatta kızımdan fırsat bulup üfleyemesede mumlarını çok mutlu oldu annem.Küçücük şeylerle mutlu olan benim güzel yürekli annem.Yine zorda kaldığım bigündü,işe gitmem sonrasında da doktoruma gitmem gerekliydi.Ve yine aldırmadan bacaklarındaki ağrılara ben gelirim dedi annem, gelirim tabi kızım rahat rahat halledersin işlerini dedi.Yine küçüklügümde olduğu gibi zorda kaldığım her durumda elimden tutup ben varım dedi.ben burdayım.İşte insanın kendini en güvende hissettiği andır bu,bi annenin çoçuğuna ben yanındayım demesi.ahh nekadar güzel dir insanın böyle bir anneye sahip olması.İnsan büyüsede yaşlansa da annede olsa.arkasında annesinin olduğunu bilmesi kadar huzurlu bian yoktur.sağol annecim sağolki yolumu şaşırmıyım.herşey için hemde .herzaman yanımda olduğun için.Annem olduğun için.Kızımda çok mutluydu tabi bu durumdan evcilik oynadılar ananesiyle.ve uzun uzun sarıldılar birbirlerine.kızıma insanları sevmeyi öğreten canım annem ;şimdilerde kızımın herşeyi,herkezi sonsuz sevmesinin sebebi annem.hep yanımızda ol lütfen hep kanatlarının altında olalım seni çok seviyorummmm
kızın....................
kızın....................
12 Ekim 2011 Çarşamba
yağmurlu bir sabaha uyanmak
Geceden beri yağmur durmadı bi türlü,ben severim yağmurlu havayı cama değen damlalarını dinlemeyi ışığın loş olacak sıcak bi kahve elinde tabi en önemlisi huzur içinde dinliyceksin damlaların sesini ardından güneşin doğucağını umarak.gerçi uzun süre göstermiycek güneş kendini ardından kış gelicek çünkü yine içimiz soğuyacak.dedim ya ben çok severim yağmuru,kapatmamak lazım böle havada camı değmeli yağmur damlaları insanın yüzüne sonra derin bi nefes toprak kokusunu çekmeli insan taa ciğerlerine kadar.yaşadığına şükreder gibi hissetmeli hayatta olduğunu burdayım işte dercesine yağmurda yağsa ardından doluda gelse burdayım hayattayım yaşamın tam ortasındayım.Evet yorgunum belki çıkmazlara girdim çoğu zaman ama sükünetle izledim her çıkmazdaki sabrımı.Belki öfkeyle baktığım için göremedim yolun sonundaki aydınlığı.ama ben yaşadım demek yağmurun sonrasındaki güneş gibi doğuyor insanın içine .Ben yaşadım,ben yoruldum ben sevdim yalnışta yaptım doğruda bazen düştüm bazen zirvede oldum ama yaşadım üstelik hepsi benim tercihimdi.İpin ucunu hiç bırakmadım biliyordumki ben bırakırsam başkası çeker böyle olmaması için hep ben çektim yolculuğumdaki iplerimi.Keşkelerim olmasın diye ben yaptım diyim diye ve böylede oldu hep.Asla pişman olmadım ne yaşadıklarımdan ne yaşayamadıklarımdan.Hayatım tercihlerimden ibaretti çünkü.Bu sabah yağmurlu bi güne gözlerimi açarken camı açtım yağmur damlaları yüzüme çarparken içimden binlerce kez şükrettim.Yağmurun sesine,toprağın kokusuna,yaşadığıma herşeye insanlar elinde şemsiye bi telaş kaçarken yağmurdan kızım yere düşen ıslak bi yaprağı aldı eline neden düşmüş anne dedi.gülümsedim yağmurdan kızım dedim arabaya bindik kucağına koydu yaprağı. bense gülümseyerek izledim onu küçücük elleriyle büyük bir iş yapmanın gururu içinde telaşla temizledi yaprağın üzerindeki yağmur damlalarını.işte oldu sende benimle kreşe gelebilirsin dedi.güldüm bana baktı aferim kızıma dedim kafasını koydu göysüme hep böyle ol kızım dedim içimden hep iyi bi tamirci ol.yol boyunca cama vuran yağmuru izledim sonra, içimde huzur kucağımda kızım.........seni seviyorum yağmur iyiki bu sabah seninle uyandım ...............
10 Ekim 2011 Pazartesi
bir pazar günü:))
Havaların soğumasıyla at çiftliği ve açık alanlarla vedalaşmak zorunda kalmanın keyifsizliğiyle kendimizi kapalı alışveriş merkezine attık.her ne kadar kızlar hallerinden memnun o oyuncaktan bu oyuncağa atlasalar da ben açık bi yere gitmek isterdim şöyle havadar .bütün gün kapalı bi yerde olmanın eksiklikleri işte.gider gitmez bir trendir tutturdular kızlar bindik tabi fedakar anneler olarak kuzenimle bizde bindik onlarla.Gezmeye başladık alışveriş merkezinin içinde her keze el sallayarak müzik eşliğinde danslar ederek.karşımızdan bi bayan geliyordu güzel giyimli incecik bedenli bi kadın üstelik yanında boyu kadar iki kızı vardı .ablam bana döndü biraz bizde hatalıyız dedi .öyle ya kızımın doğumundan beri bi türlü kurtulamadım şu fazla kilolardan kuzenimde aynı dertten müstarip.birbirimize baktık ne zaman unuttuk kendimizi biz ne zaman bu hale geldik ?ve bunlar olurken neden bişi yapmadık alınan fazla kilolar,ertelenen arkadaşlar,kendimiz için bişi yapmayalı o kadar uzun zaman olmuştuki sebep değildi annelik bahane hiç değil.hayat şartları çokta fırsat vermedi aslında bi arkadaş toplantısına yada eşinle elele sinema keyfine yinede yapmalıyız diye düşündüm kendi kendime bi yazımda söylediğim gibi insan kendi mutlu değilse bi başkasınıda mutlu edemiyor.belki daha az yapılan bi temizlik belki ertelenen bi akşam yemeği fırsat doğurur bi durup nefes almamıza kendi kendime içimden sözler verip devam ettik gezimize.bundan sonra evi daha az toplıycam daha çok gezicem şu fazla kilolarımdan kurtulucam arada birde olsa eşimle başbaşa vakit geçiricem bi arkadaşımla öğle yemeği yiyicem .yapabilirmiyim bilmiyorum ama kuzenime hak verdim dün bizdede hata var demesine benim güzel yürekli iyiki var dediğim nadir inanlardandır kuzenim.bazen ablam bazen en sıkı dostum olur .aslında hayatındaki herkeze karşı böyle fedakardır.hayatında nekadar vefakar insan var tartışılır tabi ama inanıyorum ki o böyle olmaktan mutlu .kabullenmekmi yoksa mutlulukmu bilmiyorum tabi ama inandığım tek şey var insan kendine ve hayatına iyi bakmalı iyi bakmalı ki mutlu olsun ...sevgiyle kalmanız ve kendinize iyi bakmanız dileğiyle....
6 Ekim 2011 Perşembe
kızımın ilk ödülü

bir varmışım bir yokmuşum
Sertap Erenerle başladım bugün güne bir varmışım bir yokmuşum hava yine soğuk nedense ben severim böyle havayı tam da üstüne kalın bir hırka giyip dumanı tüten bir kahveyle dinlenen slow bir müzik eşliğinde kitap okuma havası :))işte benim için huzur bu.Birde kızım hasta olmasaydı keyfim tam yerinde olacaktı.Hasta olmasına rağmen gidicem kreşe demeside mutlu etmedi değil yani.zor bi dönem di çünkü kreşe alışma dönemimizi baya sancılı geçirdik.doktorumuza sormuştum bi keresinde kreş için erkenmi diye 'hayat acımasız alışacak demişti'bu sözün haklılığına daha bi inanır oldum bu aralar,öyle ya hayat acımasız .Hangimiz istediğimiz herşeyi yapabiliyoruz ki ,kızımın tek şanssızlığı bunu erken öğrenmek zorunda kalması oldu.erken büyümek zorunda kaldı.Hayatına neler katıcak yada neleri alıp götürecek zamanla görücez.kızımdan tek dileğim onun hakkında verdiğim kararlar konusunda beni anlaması olurdu heralde .çünkü çok zor anne olmak onunla ilgili bi konuda aldığım her kararda doğrumu yapıyorum diye defalarca sorsamda kendime hiçbişi içime sinmiyor.annelik bu olsa gerek herşeyin en doğrusu en güzeli kızımla olsun istiyorum her annenin istediği gibi.ben yalnızca odasını süsleyip püslerken onunla ilgili kararları adil davranarak vermeye çalışırken elimden sadece bukadarı geliyor.çünkü hayat aslında okadar adil ve düzenli biyer değil.çok isterdim kızıma yeşillikler bırakayım toz pembe bi dünya bi yaşam sunayım.ama bu imkansız oda kırılıcak zamanı geldiğinde belki oda kıracak umarım iyi bi tamirci olur kendi kırıkları ve kırdıkları için.yaralarını sarmayı öğrenir umarım.Ve güçlü olur her şeye karşı.şimdi hayır pijamamı giymiycem derken ne kadar kararlı ve dik duruyorsa aldığı kararlar ve yaptıkları karşısında da hep güçlü ve kararlı olur umarım.benim güzel kızım;bana yeniden hatırlattı masalları hayatta zorda kalanı kurtarabilecek kahramanların olabileceğini.bana anne olamayı öğretti.birlikte büyüyoruz aslında daha içimdeki çocuğu büyütememişken meleğim geldi dünya ya ve yaşanabilir kıldı hayatı bana .onunla yeniden her şeye nedensiz sebepsiz kahkahalarla gülmenin insan ruhunu nasıl beslediğini öğrendim.affetmeyi öğrendim mesela,yapılan her hatanın olabilirliğini gördüm.sabrı öğrendim onunla ve sabretmenin insanı ne kadar yücelttiğini gördüm.istedikleri karşısında direnen hayır böyle olacak diye elinden gelen her şeyi yapan benim küçük kızım .benim umudum oldu .her günüme doğan güneşim oldu ve o bu kadar karmaşanın içinde büyümeye çalışırken ben her zaman onun annesi olduğum için gurur duydum .annelik dünya üzerindeki en yüce en harika duygu.ve yine tekrar tekrar anneliğime şükredip iyiki lerin çoğaldığı hayatıma bana anneliği yaşattığı için teşekkür ediyorum.sevgiler:)))
4 Ekim 2011 Salı
eskidendi çok eskiden
Buz gibi hava ellerimi avuşturarak giriyorum büroya bir bardak sıcak çayımı alıp oturmuşken ve bugün günaydın diyerek uyanmışken güne,radyomda sezen aksu çalıyor 'eskidendi çok eskiden'geçmişe bakıp bi selam veriyorum.16 yaşlarım geliyor aklıma ve tabii 16yaşın vazgeçilmez hikayesi sevgili eşim ve benim hikayem .........
Tanıştığımızda o 20 ben 16 yaşındaydım sezen aksununda dediği gibi 'hani herkez arkadaş hani oyunlar sürerken hani çerçeveler boş hani kör kütük sarhoş gençliğimiz,hani şarkılar bizi bukadar incitmezken 'işte tam o zamanlardı.sanki onunla çokk eskiden beri tanışıyoduk.yakınımdı sanki,sanki ağlamıştım daha öncede omuzunda alıp beni çekmişti yanına.16 yaşlarda aşık olmak bugünkü kadar zor değil,bi kumral saç,uzun bir boy yeterli seni seviyorum demene.ogünkü heyecanı bidaha hiçbi zaman hissedemiyosun.hep birbirimizin yanında olalım isterdik gülerdik saatlerce nedensiz.yağmurun yağması,güneşin doğması yeterliydi sımsıkı sarılmamıza.yerli yersiz seni seviyorum derdik birbirimize seni seviyorum üstelik nedensiz beklentisiz seni seviyorum sen olduğun için olmanı istediğim gibi değil sadece sen olduğun için.yüreğimi ısıttığın için.hani küçüksündür koşarken yere düşmüş dizin kanamıştır hani biri gelip canın acıyomu diye sormasıyla dökülürya gözünden yaş tıpkı onun gibiydi eşimle karşılaşmam.ben düşmüştüm dizim kanıyordu canın acıyomu diye sormuştu sanki.ve bigün aniden yağan yagmur gibiydi ona aşık olmam hani beklenmedik anda başlar gök gürlemeye şaşırırsın hayallah napıcam şimdi üstüme bişide almamıştım dedirten bi aşktı benimki.şaşırsamda neyapacağımı bilemesemde yağmurun ardından güneş doğuyordu üstümüze hergün.ve takvimler soğuk bir ocak ayını göstersede o yıl ocak ayı baharım olmuştu benim.böylesine güzel gecerken günler.askere gitme vakti gelmişti.sevdiklerinden hiç ayrı kalmamış ve özlemenin bu nedenli ağır bi yük olduğunu bilmeden ben 2001'in haziran ayında uğurlamıştım onu uzun ve zor geçecek günlere.onsuz tam 2yaz geçecekti 2kocaman mevsim.ozamanlar radyolarda candan erçetin çalardı sık sık 'kahramanım'hep onu dinlerdim mektuplar yazardım defalarca silip yeniden yeniden hiçbir cümle anlatamazdı ki özlemimi.o yaz öğrendim özlemin sevdiğinden ayrı kalmanın nedemek olduğunu.güzel bir günün tam ortasından şimdi neyapıyordur demek meğer çok acıtıyormuş insanın yüreğini.ayrılıkta bitti mevsimlerde geçti.şimdi evliyiz birbirimizin yol arkadaşıyız eskiden kalp çarpıntısıyla kavuşan ellerimiz şimdilerde düşmeyelim diye kavuşuyor.eskiden üşündüğünde sımsıkı sarılmalarımızın yerini üstüne hırka getireyim olsada ben en güzel günlerimi geçirdim onunla.birbirimizi sevmekten hiç vazgeçmedik iyiki tanıdım seni benim canım eşim,yol arkadaşım gençlik yıllarımın mucizeler yaratan kahramanı seni seviyorum seni sen olduğun için üstelik çok seviyorum.türkü olmuşsun sevda olmuşsun yarınlarıma sen benim günün aydın akşamın iyi olsun diyenimsin
Tanıştığımızda o 20 ben 16 yaşındaydım sezen aksununda dediği gibi 'hani herkez arkadaş hani oyunlar sürerken hani çerçeveler boş hani kör kütük sarhoş gençliğimiz,hani şarkılar bizi bukadar incitmezken 'işte tam o zamanlardı.sanki onunla çokk eskiden beri tanışıyoduk.yakınımdı sanki,sanki ağlamıştım daha öncede omuzunda alıp beni çekmişti yanına.16 yaşlarda aşık olmak bugünkü kadar zor değil,bi kumral saç,uzun bir boy yeterli seni seviyorum demene.ogünkü heyecanı bidaha hiçbi zaman hissedemiyosun.hep birbirimizin yanında olalım isterdik gülerdik saatlerce nedensiz.yağmurun yağması,güneşin doğması yeterliydi sımsıkı sarılmamıza.yerli yersiz seni seviyorum derdik birbirimize seni seviyorum üstelik nedensiz beklentisiz seni seviyorum sen olduğun için olmanı istediğim gibi değil sadece sen olduğun için.yüreğimi ısıttığın için.hani küçüksündür koşarken yere düşmüş dizin kanamıştır hani biri gelip canın acıyomu diye sormasıyla dökülürya gözünden yaş tıpkı onun gibiydi eşimle karşılaşmam.ben düşmüştüm dizim kanıyordu canın acıyomu diye sormuştu sanki.ve bigün aniden yağan yagmur gibiydi ona aşık olmam hani beklenmedik anda başlar gök gürlemeye şaşırırsın hayallah napıcam şimdi üstüme bişide almamıştım dedirten bi aşktı benimki.şaşırsamda neyapacağımı bilemesemde yağmurun ardından güneş doğuyordu üstümüze hergün.ve takvimler soğuk bir ocak ayını göstersede o yıl ocak ayı baharım olmuştu benim.böylesine güzel gecerken günler.askere gitme vakti gelmişti.sevdiklerinden hiç ayrı kalmamış ve özlemenin bu nedenli ağır bi yük olduğunu bilmeden ben 2001'in haziran ayında uğurlamıştım onu uzun ve zor geçecek günlere.onsuz tam 2yaz geçecekti 2kocaman mevsim.ozamanlar radyolarda candan erçetin çalardı sık sık 'kahramanım'hep onu dinlerdim mektuplar yazardım defalarca silip yeniden yeniden hiçbir cümle anlatamazdı ki özlemimi.o yaz öğrendim özlemin sevdiğinden ayrı kalmanın nedemek olduğunu.güzel bir günün tam ortasından şimdi neyapıyordur demek meğer çok acıtıyormuş insanın yüreğini.ayrılıkta bitti mevsimlerde geçti.şimdi evliyiz birbirimizin yol arkadaşıyız eskiden kalp çarpıntısıyla kavuşan ellerimiz şimdilerde düşmeyelim diye kavuşuyor.eskiden üşündüğünde sımsıkı sarılmalarımızın yerini üstüne hırka getireyim olsada ben en güzel günlerimi geçirdim onunla.birbirimizi sevmekten hiç vazgeçmedik iyiki tanıdım seni benim canım eşim,yol arkadaşım gençlik yıllarımın mucizeler yaratan kahramanı seni seviyorum seni sen olduğun için üstelik çok seviyorum.türkü olmuşsun sevda olmuşsun yarınlarıma sen benim günün aydın akşamın iyi olsun diyenimsin
3 Ekim 2011 Pazartesi
yine akşam oldu .....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)